Buradasınız > Soru ve Cevaplar // BİDAT NEDİR?GÜNÜMÜZDE YAPILAN BİDATLERDEN ÖRNEK VEREBİLİR MİSİNİZ?(fani80)


Bid’at, dinde sonradan yapılan şey demekdir.

Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” ve dört Halîfesinin “radıyallahü anhüm” zemânlarında bulunmayıp da, onlardan sonra, dinde meydâna çıkarılan, ibâdet olarak yapılmağa başlanan şeylerdir. Meselâ, nemâzlardan sonra hemen (âyet-el-kürsî) okumak lâzım iken, önce (Salâten tüncînâ)yı ve başka düâları okumak bid’atdir. Bunları, (âyet-el-kürsî)den ve tesbîhlerden sonra okumalıdır. Nemâzdan, düâdan sonra secde edip de kalkmak bid’atdir. Ezânı ho-parlörle okumak bid’atdir. Ho-parlör, ses çıkaran bir âletdir. Lugat kitâblarında, meselâ (Müncid)de, ses çıkaran âletlere (Mizmâr) denir. Ho-parlör, mizmârın bir nev’idir. (Hâd-id-dallîn)de diyor ki, (Ebû Nu’aym İsfehânînin (Hilyetül-Evliyâ)sında yazılı hadîs-i şerîfde, şeytâna (Senin müezzinin mizmârdır) buyuruldu). Ho-parlör ile okunan ezânın, şeytân ezânı olduğu, bu hadîs-i şerîfden anlaşılmakdadır.
Dinde yapılan her değişiklik ve reform bid’atdir. Yoksa, çatal, kaşık, boyun bağı kullanmak, kahve, çay, tütün içmek bid’at değildir. Çünki, bunlar ibâdet değil, âdetdir ve mubâhdırlar. Harâm değildirler. Bunları yapmak, dînin emr etdiği şeyi terk etmeğe veyâ nehy [yasak] etdiği şeyi yapmağa sebeb olmazlar. (Hadîka-tün-nediyye)de diyor ki, (Bid’at, dinden olmıyan, ibâdet olmıyan, âdet olan birşey ise, dînimiz bunu red etmez. Yimekde, içmekde, elbisede, seyrü sefer vâsıtalarında ve binâ, mesken, ev işlerinde, ibâdet yapmak, ya’nî Allahü teâlâya tekarrüb niyyet etmeyip, yalnız dünyâ işi düşünülürse, bunlar bir ibâdeti yapmağa mâni’ olmadıkça veyâ bir harâmı işlemeğe sebeb olmadıkça, bid’at olmazlar. Dînimiz bunları men’ etmez). Bid’at üç dürlüdür:

1 – İslâmiyyetin küfr alâmeti dediği şeyleri zarûret olmadan kullanmak, en kötü bid’atdir.

2 – Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” bildirdiklerine uymayan inanışlar da kötü bid’atdir.

3 – İbâdet olarak yapılan yenilikler, reformlar, amelde bid’at olup büyük günâhdır. Âlimler, ameldeki, ibâdetdeki bid’atleri ikiye ayırmışlar, hasene ve seyyie demişlerdir. İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi aleyh” âlimlerin hasene dedikleri bid’atlere bid’at dememiş, sünnet-i hasene demiştir.

İnsan beşer, durmaz şaşar, eyler hatâ, üçer beşer.
Düz ovada yürür iken, ayağını sürter, düşer.

TAM İLMİHAL SEADET-İ EBEDİYYE (2.CİLT 19.MEKTUB HAKİKAT KİTABEVİ)

Yanıt Verin

Yap Yorum yazmak için Giriş