Buradasınız > Soru ve Cevaplar // Gizlice nikah yapmak uygun bir davranış mıdır?


Dinin ve imanın Allah nazarında makbul olmasını dileyen her Müslüman nikah meselesinde de Allah’ın koyduğu ölçünü ne olduğunu bilmek ve ona uymak zorundadır(1). Allah’ın ve Peygamberin (s.a.v) koyduğu ölçüler içerisinde ki bir nikah İslami Nikahtır. Alimlerimiz İslami Nikahın esaslarını genel hatlarıyla şöyle sıralamışlardır:

1. Kişi, büluğ çağına erince geciktirilmeden evlendirilmelidir(Nisa,6)
2. Mümin bir erkek mümin bir kadınla veya ehl-i kitap bir kadınla evlenebilir. Fakat mümin bir kadın sadece mümin olan bir erkekle evlenebilir. Fakat tavsiye edilen Mümin bir kişi mümin bir eşle evlendirilmesidir. (bakara, 221)
3. Kadınlardan hoşa gidenle evlenilmedilir.(Nisa,25)
4. Kadın namuslu, fuhuştan uzak ve gizli dost edinmeyenlerden olmalıdır.(Nisa,25)
5. Kadına mehri verilmelidir(Nisa,25)
6. Nikah aleni olmalıdır. Hz.Peygamber(s.a.v) nikahın aleni olmasını, bu maksadla ziyafet verilmesini ve hatta defle ilanat yapılmasını ısrarla, tekrarla emretmiştir. (Buhari-Nikah, Tirmizi-Nikah, İbnu Mace-Nikah)
7. İslami nikahın müddeti müebbettir. Yani kadın ve erkek hayat boyu beraber olmak için evlenirler. Kişi, içinden belli bir müddeti niyet etmiş olsa bile bu müebbet kabul edilir.
8. Nikah, kadın ve erkek arasında veraset hakkı tesis eder.(Nisa,12)

Yukarıda saydığımız prensipler kelimesi kelimesin ayet meali değilse de, hadislerin de yardımıyla, alimler bu hükümleri netleştirmiştir.(2)

Gizli nikah kıyanların en büyük dayanağı Hanefi mezhebinde nikahın sahih olması için velinin izni şart değil hükmüdür. Halbuki konu mezhep mukayesesi değil dinimizde nikah meselesinin nasıl ele alındığıdır. Dinimiz, meseleleri tüm buudlarıyla ele almıştır. Mezhepler ise bu buudlardan birini nazari planda öne almıştır. Örneğin Hanefiler iki şahid yönünü, şafiler ailenin izni yönünü, Malikiler nikahın ilanı yönünü ön plana almışlardır. Fakat bu öne alış sadece nazariyattadır. Tatbikatta ise üçü birleştirilir. Memleketimizde evlenme, önce ailelerin, görücülerin mutabakatı ile başlar, iki şahid huzurunda nikah kıyılır ve düğün ve ziyafetle ilan edilir. Maalesef Kur’an ve sünnetin ruhuna uygun olan bu evlenme şekli yıkılarak yerine yeni telakkiler dini bir kılıfla yerleştirilmeye çalışılmaktadır.

Konunun Efendimiz(s.a.v) ve sonrası sahabe dönemi uygulamalarına bakacak olursak, bir Hadiste Efendimiz(s.a.v) “Velisinin izni olmadan evlenen kadının nikahı batıldır…” (3) buyurmuştur. Aynı hadis Muhallada “Kadın velisinin izni olmadan evlenemez. Şayet velisiz evlenirse nikahı batıldır, nikahı batıldır, nikahı batıldır” (4) şeklinde geçmiştir. Hz.Ömer’ (r.a.)in kadınların velilerinin veya ailelerinin rey sahibi birisinin veyahut Sultanın izniyle evlenmesi gereğinde ısrar etmiş(5), velisinin izni olmadan evlenen kadınların nikahını reddettiğine dair bir çok rivayette kaydedilmiştir.(6) Evlenmelerde, velinin gıyabına nikah yapma meselesine en şiddetli karşı çıkanın Hz.Ali (r.a.) olduğu, İbnu Abbas’ın (r.a.) velisi olmadan nikah yapan kadınları fahişe olarak tavsif ettiği rivayetlerde gelmiştir.(7) İbnu Abbas’a göre en az dört unsurla nikah gerçekleşir: “Talib, veli, iki şahid”(8)

Velinin iznini tamamlayan diğer unsur nikahın ilanıdır. Bu sebeple def çalmak, güfte söylemek meşru kılınmıştır.(9) Bazı rivayetlerde ilanatsız, gürültüsüz, sadece iki şahidle yapılan nikahın “gizli nikah” olarak tavsif edilip reddedildiğini görmekteyiz.(10) İmam Malik bu durumda şahidlerin de nikah yaptıranlarında cezalandırılmasına hükmeder.(11) İmam Malik nikahın ilanı meselesine o kadar ehemmiyet vermiştir ki, ilan olunca şahid bulunmasa da nikahın sahih olacağını söylemiştir.(12) Efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde “Gizli nikah caiz değildir, nikahta ya def işitilmeli ya da ziyafetin dumanı görülmelidir” buyurmuştur. Bu hadisi kaydeden İmam Malik, peşine, Ömer İbnu Abdülaziz’in Eyub İbnu Şurahbil’e şu tamimi gönderdiğini ilave eder: “Yanındakilere emret; Nikah sırasında def çalsınlar. Zira def, nikahla zinanın arasını ayırd eder” (13). Ebu Hureyre’de (r.a.) zina yapan kadının; “Kendi kendine nikah yapan kadın” (14) diye tarif edildiğini belirtir.

Evlenme sonuçta içtimai bir hadisedir. Her anne-baba büyütüp, yetiştirdikleri, üzerlerine titredikleri yavrularının mürüvvetini görmek ister ve bu onların en büyük haklarıdır. Hatta değil anne-baba, kardeşler ve diğer akrabalar için kardeşlerinin, yeğenlerinin, torunlarının evlilikleri çok büyük bir mutluluktur. Onun için gençler evlenmeden önce kendi ailelerini düşünmüyorlarsa da kendi kız kardeşlerinin veyahut ileride olacak çocuklarının kendilerinden habersiz bir şekilde evlenmeleri durumunda neler hissedeceklerini bir düşünmelidirler.

Buraya kadar saydıklarımız nikahın kıyılması ile alakalı hususlar. Bir de nikah kıyıldıktan sonra gençleri bekleyen sorunlar var ki işin bir diğer önemli tarafı da burası. Bu kısım sadece gizli nikah kıyanları değil resmi nikah olmadan nişanlılık döneminde nikah kıyan çiftleri de ilgilendiriyor. Resmi nikah kıyılmadan evlenen kız tarafının başına gelen en büyük sorun çiftlerin bir anlaşmazlık içerisine girmesi sonucu kız tarafının ayrılmak istemesine karşın erkek tarafının nikahı vermemesi. Bilindiği üzere nikah kıyılırken kadın boşama hakkı almaz ise boşama hakkı sadece erkekte olmaktadır. Eğer kadının boşama hakkı yok ise, başına böyle bir olay gelen kardeşimizin dediği gibi “erkek tarafının nazı” beklenir.

Erkek tarafının kadını boşadığı durumlarda ise karşılaşılan en önemli sorun çiftlerin aralarında ki nikah bağına güvenerek cinsel ilişkiye girmeleri veyahut cinsel ilişkiye girmeden de olsa cinsel tatmine ulaştırıcı hareketlerde bulunmaları. Bunun sonucu olarak da daha önce hayatında karşı cinsle ilişkisi olmamış kişilerin -özellikle bayanların- kendilerini kirlenmiş veya suçlu hissetmeleri ve mağduriyetleri. Düşününce, böyle bir ilişkisi olan kişinin bunu ailesine veya ileride evleneceği başka bir kişiye anlatmasının ne kadar zor ve delikanlılık istediğini de anlamak zor değil. Anlatmadığı durumlarda ise ailesinin veya daha sonra evlendiği kişinin öğrenmesi durumunda vereceği tepki de belki aileleri yıkılma noktasına getirecek başka bir mesele. Gerçi genelde böyle durumlarda erkek tarafı nikah kıyılsa dahi aralarında cinsel bir ilişki olmayacağını söyler. Bu söz, Merhum Esad Coşan Hocaefendinin eve televizyon alınıp alınmayacağı hakkında ki bir sohbetinde anlattığı bir hatırayı aklıma getirdi:

Birisi Hocamız’a gelmiş. Bizim ihvandan biraz akıllıca bir kardeş…

“–Efendim, televizyonun düğmesi elimizde değil mi? Kapatırız kötü bir şey geldiği zaman!..” demiş.

Hocamız kızmış, şöyle arslan gibi bir doğrulmuş:

“–Onu yapmak için evliyâ olmak lâzım!” diye azarlamış.

Şimdi televizyonu kapatmak için evliya olmak gerekiyorsa, kişinin nikahlı eşiyle yalnız kaldığı zaman kendine hakim olması için ne olması gerektiğini biraz düşünmek lazım.

Velhasıl üniversitelerimiz dindar gençlerle doldu diye sevinir, şükrederken bozulmamış birkaç değerimizden olan aile yapımızı yıkılma noktasına doğru götürüyoruz. Ve bunu dindarlık kılıfı altında ve flörte karşı çıkarak(!) yapıyoruz. Biz sadece bize gelen sorulardan öğrendiklerimizin küçük bir özetini sizlere sunduk. Daha pek çok problem gizli veya resmi olmadan kıyılan nikahlarla beraber gelmekte. Şunu unutmamalıyız ki, evlilik, yeni bir aile kurma, sadece İslam milletinde değil tüm dünyada bir mutluluk sebebi, saadet kaynağıdır. Bunu bir dipsiz kuyuya, bir mutsuzluğa ve bir namus fitnesine dönüştürmemeliyiz. Gençler zamanın şartlarına göre kendini ayarlamalı, sabrederek hem dünyada hem de ahirette beraber olacakları mesut aileler kurmalıdırlar.

Kaynakça:
1-2-Namus Fitnesi Mut’a-Prof.Dr.İbrahim Canan
3-Abdürrezzak, Musannaf 6, 195
4-(İbnu Hazm, Muhalla 11, 24; İbnu Mace, Nikah 15)
5-Darehutni 3,229
6- Abdürrezzak, a.g.e. 6, 198-199
7- Abdürrezzak, a.g.e. 6, 197. İbnu Mace’nin rivayetinde bu tavsif merfudur.(Hz.Peygamberin (s.a.v.)sözü) Sünen Nikah, 15
8- Abdürrezzak, a.g.e. 6, 197.Dul kadın nikah işlerinde bakire gibi değildir. Velinin izni fıkhen bakireler hakkındadır.
9-Buhari, Nikah 50
10-İmam Malik, el-Müdevvene 2, 194
11-A.g.e., aynı sayfa
12-Feteva’yı Kadıhan, 1, 331
13- İmam Malik, el-Müdevvene 2, 194
14-Darekutni, Sünen, 3, 228

Yusuf HAS

www.cevaplar.org’den alınmıştır.

Yanıt Verin

Yap Yorum yazmak için Giriş